
1906 yılında Avusturya-Macaristan Genelkurmay Başkanlığı’nın boşalması üzerine, bu kritik göreve kimin getirileceği saray ve ordu çevrelerinde ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Daha önce Genelkurmay Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Oskar Potiorek de, imparatorluk hiyerarşisi içinde bu makama yükselme ihtimali olan isimlerden biriydi; ancak sonuçta Veliaht Franz Ferdinand, disiplinli idaresi, modernizasyon yanlısı tutumu ve “taarruz ruhu” vurgusuyla öne çıkan Franz Conrad von Hötzendorf’un atanmasını destekledi ve yeni Genelkurmay Başkanı olarak onun önünü açtı.[24][7] Bu görev için nihai tercihinin Conrad’dan yana yapılması, Potiorek’in kariyerindeki en önemli kırılmalardan biriydi ve onda derin bir hayal kırıklığı bıraktı.[23] Bu başarısızlık, kariyerinde yükselme arzusunu daha da keskinleştirdi. Bu nedenle Saraybosna ziyareti, onun için yalnızca rutin bir protokol görevi değil; aynı zamanda kendisini Viyana’ya kanıtlama, idari yetkinliğini ve siyasi ağırlığını sergileme fırsatı haline geldi.[23] Ancak bu hırslı yaklaşımına rağmen, güvenlik konusunda yapılan çok sayıda uyarıyı sistematik biçimde göz ardı etti.[23][30]
1906 yılında Avusturya-Macaristan Genelkurmay Başkanlığı’nın boşalması üzerine, bu makama kimin getirileceği saray ve ordu çevrelerinde hararetle tartışıldı. Daha önce Genelkurmay Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Oskar Potiorek de hiyerarşi içinde bu göreve yükselebilecek isimlerden biri olarak görülüyordu; ancak Veliaht Franz Ferdinand, disiplinli idaresi, modernizasyon yanlısı tutumu ve “taarruz ruhu” vurgusuyla öne çıkan Franz Conrad von Hötzendorf’un atanmasını destekledi ve yeni Genelkurmay Başkanı olarak onun önünü açtı.[24][7] Conrad lehine yapılan bu tercih, Potiorek’in kariyerinde önemli bir kırılma ve ciddi bir hayal kırıklığı anlamına geliyordu.[23] Bu başarısızlık, kariyerinde yükselme arzusunu daha da keskinleştirdi. Bu nedenle Saraybosna ziyareti, onun için yalnızca rutin bir protokol görevi değil; aynı zamanda kendisini Viyana’ya kanıtlama, idari yetkinliğini ve siyasi ağırlığını sergileme fırsatı haline geldi.[23] Ancak bu hırslı yaklaşımına rağmen, güvenlik konusunda yapılan çok sayıda uyarıyı sistematik biçimde göz ardı etti.[23][30]
Kaynakça :