
Göz ardı edilen başlıca uyarılar şunlardır:[29][37]
Ziyaretin planlama aşamasında Bosna’daki sivil ve askeri yetkililer ile güvenlik çevreleri, oluşabilecek gerilim ve güvenlik riskleri konusunda Vali Oskar Potiorek’i defalarca uyarmıştı.[5][17][36]
A. Saraybosna Emniyet Müdürü Dr. Edmund Gerde, bu uyarıları en açık ve ısrarlı şekilde dile getiren isimlerin başında geliyordu. Elde edilen istihbarat raporlarına dayanarak Arşidük’e yönelik olası bir suikast tehdidini Potiorek’e bizzat ve ısrarla iletti.[14][17][37]
B. Bosna Parlamentosu Başkan Yardımcısı Dr. Jozo (Josip) Sunarić ise yükselen milliyetçilik dalgasına ve radikalleşen Sırp gençlik örgütlerine dikkat çekerek, Vidovdan’ın güçlü bir duygusal ve sembolik tetikleyici işlevi görebileceğini vurguladı. Haziran ayı başından itibaren yaptığı uyarılarda, ziyaretin bu hassas tarihte gerçekleştirilmesinin ciddi riskler taşıdığını belirtti; programın iptal edilmesini ya da en azından daha uygun bir tarihe ertelenmesini önerdi.[36][37]
27 Haziran akşamı Ilidža'daki Hotel Bosna'da, askeri tatbikatların sona ermesi şerefine verilen gala yemeğinde Sunarić, daha önce Potiorek'e ilettiği uyarıyı bu kez bir adım daha ileri götürerek Düşes Sophie ile doğrudan aktardı. Vidovdan'ın Sırplar için taşıdığı derin tarihsel ve duygusal önemi hatırlatarak ertesi günkü Saraybosna ziyaretinin ciddi tehlikeler barındırdığını bizzat ifade etti. Ancak Sophie, ziyaret boyunca gittiği her yerde halkın gösterdiği sıcak ilgiden derinden etkilenmişti. Sunarić'e şu karşılığı verdi: “Sevgili Dr. Sunarić, yanılıyorsunuz. Nereye gittiysek halk bizi büyük bir dostluk ve samimiyetle karşıladı.”[14][36]
C. Bunun yanı sıra XV. Kolordu Komutanı General Michael Ludwig Edler von Appel (1856–1915), tatbikat için bölgede bulunan askeri birliklerin konvoy güzergahının güvenliğine destek vermesini teklif etti.[17][37]
D. Ek polis desteği; Viyana’nın, Veliaht’ın ziyareti için rutin bir güvenlik önlemi olarak önerdiği ek polis desteğini, kariyerinde zafiyet izlenimi yaratabileceği endişesiyle reddeden Potiorek, aynı tutumu Gerde’nin ek kuvvet talebine karşı da sürdürdü. Bu talebi, sınırlı bütçe imkanları ve protokol önceliklerini gerekçe göstererek geri çevirdi.[5][17][37]
Buna karşılık söz konusu “protokol öncelikleri”, büyük ölçüde Franz Ferdinand üzerinde olumlu bir izlenim bırakmayı amaçlayan gösterişli düzenlemelere yönelmişti. Potiorek, güvenliği tamamen sivil polisin ve kendi merkezi kontrolünün sorumluluğunda tutmakta ısrar ederken, ayrılan kaynakların önemli bir bölümünü Arşidük ve eşinin konaklayacağı Hotel Bosna’da özel bir şapel hazırlanmasına tahsis etti. Son derece dindar Katolikler olan Franz Ferdinand ve Sophie’nin günlük ayin taleplerini karşılamak amacıyla, şehirdeki kiliselere gidilerek ek güvenlik riski yaratmak yerine oteldeki bir oda geçici fakat ihtişamlı bir şapele dönüştürüldü.[26][17][37]
Sonuç olarak Potiorek, kendisine iletilen tüm uyarıları “sadık vatandaşları tedirgin etmemek” ve “tehdidin abartılı olduğu” gerekçeleriyle geri çevirdi. Bu tercihlerin doğrudan sonucu olarak, yaklaşık yaklaşık 6 kilometrelik (4 mil) konvoy güzergahının güvenliği yalnızca 120 polis ve jandarmanın sorumluluğuna bırakıldı.[5][17][29][37]
Tüm bu gelişmelerin ortasında dikkat çekici bir diplomatik fırsat da göz ardı edildi. Yerel makamların uyarılarının yanı sıra, suikast ihtimaline dair önemli bir sinyal diplomatik kanallardan da iletilmişti. Avusturya-Macaristan'ın hasmı Sırp Başbakan Nikola Pašić (1845–1926), Haziran 1914'te planlanan saldırıya ilişkin bazı bilgilere kısmen sahipti; ancak bu bilgiyi nasıl kullanacağı konusunda ciddi bir ikilem yaşıyordu. Sırp milliyetçiliğinin sembol isimlerinden biri olarak tanınan Pašić, Viyana'yı açıkça uyarmak istiyor, fakat böyle bir adımın hem kendi siyasi konumunu sarsabileceğini hem de Sırp devletinin Kara El (Unification or Death) örgütüyle olan dolaylı bağlantılarını açığa çıkarabileceğini biliyordu.[37][34]
Sonunda Pašić, doğrudan bir diplomatik girişimde bulunmak yerine dolaylı bir yol izlemeyi tercih ederek uyarı görevini Viyana’daki Sırp Büyükelçisi Jovan M. Jovanović (1869–1939)’e bıraktı. Jovanović, Haziran ayında Avusturya-Macaristan Maliye Bakanı Leon von Biliński (1846–1923) ile yaptığı rutin görüşmede bu fırsatı değerlendirerek Arşidük’ün Saraybosna ziyaretine dair uyarıyı somut bir tehditten söz etmeksizin, son derece muğlak bir dille iletti: “Arşidük’ün Saraybosna’ya gitmemesi daha iyi olur… zira manevralar sırasında bazı genç Sırplardan biri, tören atışlarında kullanılan boş mermi yerine tüfeğine gerçek kurşun koyabilir.” Ancak Biliński bu örtük imanın ciddiyetini kavrayamadı ve durumu “Umarız hiçbir şey olmaz” diye gülerek geçiştirdi.[34][37]