PAHSSc, Nadir Hastalıklar Gününü Destekliyor

AKCİĞER NAKLİNİN TARİHÇESİ -3.6- E. DONNALL THOMAS, İLK BAŞARILI KEMİK İLİĞİ NAKLİ - 2026.04.03

Akciğer Naklinin Tarihçesi -3.6- E. Donnall Thomas, İlk Başarılı Kemik İliği Nakli

 

1958 - Edward Donnall Thomas (1920-2012)

 

Organ nakli dünyasında “imkansız” kavramı, bilimsel olarak tanımlanıp aşılması için birbirini izleyen üç büyük keşfe ihtiyaç duydu. Bu yolculuk, 1945 yılında Leo Loeb’ün (1869-1959) yayımladığı The Biological Basis of Individuality (Bireyselliğin Biyolojik Temeli) adlı çalışmayla başladı.

 

Loeb, her bireyin kendine özgü genetik yapısı nedeniyle bağışıklık sisteminin başka birine ait doku ve organları yabancı olarak algılayıp mutlaka reddedeceğini bilimsel temellere dayandırarak, insanlar arasında doku ve organ naklinin biyolojik açıdan imkansız olduğunu öne sürdü. Ancak aynı çalışmasında önemli bir istisnaya da dikkat çekti: tek yumurta ikizleri. Genetik olarak özdeş olan bu ikizlerin bağışıklık bariyerini aşabileceğini fark eden Loeb, dönemin koşullarında imkansız görünen bu sürecin aslında mümkün olabileceği yegane yolu gösterdi. Böylece Loeb, bu biyolojik ayrıcalığın organ nakli için bir kapı aralayabileceğini ve bağışıklık sisteminin aşılamaz mutlak bir engel olmadığını bilimsel düzlemde ilk kez dile getirmiş oldu.

 

Bu öngörü, ilerleyen yıllarda deneysel çalışmalarla da doğrulandı. Peter Medawar (1915–1987) ve ekibi, 1953 yılında yayımladıkları Actively Acquired Tolerance of Foreign Cells (Yabancı Hücrelere Aktif Olarak Kazanılmış Tolerans) başlıklı makaleleriyle bilim dünyasına çığır açıcı bir kavram sundular: "İmmünolojik Tolerans".

 

Bağışıklık sisteminin bazı yabancı hücreleri tehdit olarak algılamayıp onlara karşı tepki vermemesi durumu olarak tanımlanan bu kavram, organ nakli alanında devrim niteliğinde bir açılım sağladı. Medawar’ın çalışmaları, naklin yalnızca monozigotik (tek yumurta) ikizler arasında değil; dizigotik ikizler gibi genetik açıdan farklı bireyler arasında da belirli koşullar altında mümkün olabileceğini gösterdi. Örneğin, rahim içindeki ortak plasental kan dolaşımı sayesinde birbirleriyle hücre alışverişinde bulunan ikizlerde, bağışıklık sistemi bu hücreleri henüz gelişim aşamasındayken tanıdığı için "yabancı" olarak kodlamıyor ve onları tolere edebiliyordu.

 

Böylece immünolojik toleransın keşfi, bağışıklık sisteminin esnekliğine dair anlayışı kökten değiştirerek sonraki yıllarda gerçekleştirilecek başarılı nakil girişimlerinin bilimsel temelini oluşturdu.

 

Bu bilimsel ilerlemeler, Joseph E. Murray (1919–2012) ve ekibinin 1954 yılında tek yumurta ikizleri arasında gerçekleştirdiği ilk canlı donörden başarılı böbrek nakliyle somut bir dönüm noktasına ulaştı. Bu çığır açıcı operasyon, 1956’da yine Murray ve ekibi tarafından yayımlanan Successful Homotransplantation of the Human Kidney between Identical Twins (Tek Yumurta İkizleri Arasında İnsan Böbreğinin Başarılı Homotransplantasyonu) başlıklı makaleyle bilim dünyasına duyuruldu. Organ ve doku naklinin “imkansız” olduğu yönündeki yerleşik algıyı kökten sarsan bu gelişme, E. Donnall Thomas (1920–2012) gibi araştırmacılara yeni bir cesaret ve yön verdi; çünkü artık bağışıklık sisteminin mutlak bir engel olmadığı, doğru koşullar altında aşılabileceği bilimsel olarak kanıtlanmıştı.

 

1957 yılında yayımladığı Intravenous Infusion of Bone Marrow in Patients Receiving Radiation and Chemotherapy (Radyasyon ve Kemoterapi Alan Hastalarda Kemik İliğinin Damar İçi Yolla Verilmesi) başlıklı makalesiyle E. Donnall Thomas, kemik iliği nakli çalışmalarının bilimsel temelini attı. Bu çalışmada, yaygın kanser vakalarında uygulanan yüksek doz radyasyonun kemik iliğinde yol açtığı yıkımı onarmak için damar yoluyla yapılan naklin umut verici bir yöntem olabileceğini ortaya koydu. 7

 

Thomas’ın ileri sürdüğü bu fikir yalnızca teorik birer varsayım değil, klinikte karşılaştığı ağır tabloya verilen doğrudan bir yanıttı. Kemik iliğinde kan hücrelerinin kontrolsüz ve hatalı şekilde çoğalmasıyla seyreden lösemi; ilikteki sağlıklı hücre üretimini durma noktasına getirerek ağır kansızlık, enfeksiyon ve organ yetmezliği gibi ölümcül sonuçlar doğuruyor, mevcut tedaviler bu tablo karşısında yetersiz kalıyordu. Bu tıbbi tıkanıklık, Thomas’ı daha radikal çözümler aramaya zorlarken; 1958 yılında karşılaştığı bir vaka, aranan o somut çıkış yolunu sundu. Hastanın tek yumurta ikizinin olması, nakil işlemlerindeki en kritik bariyer olan doku uyumsuzluğu sorununu biyolojik olarak devre dışı bırakıyordu. Bu benzersiz fırsat sayesinde kemik iliği nakli, tıp tarihinde ilk kez gerçek bir başarı ihtimali taşıyan klinik bir seçenek haline geldi.

 

Nitekim Thomas, 1958 yılında tek yumurta ikizleri arasında gerçekleştirdiği kemik iliği nakliyle hastanın uzun süre hayatta kalmasını sağladı. Bu deneyim, 1959’da yayımlanan Supralethal Whole Body Irradiation and Isologous Marrow Transplantation in Man (İnsanda Supraletal Tam Vücut Işınlaması ve İzolog Kemik İliği Transplantasyonu) başlıklı makalede ayrıntılı biçimde anlatıldı. Daha önceki denemelerinde bağışıklık reddini aşamayan Thomas, bu kez genetik olarak özdeş bireyler arasında kesin başarı elde ederek organ ve doku naklinin önündeki en büyük engelin bağışıklık sistemi olduğunu açık biçimde ortaya koydu. 6

 

Bu erken başarılar, yöntemin geliştirilmesi için yeni bir dönemin kapısını araladı. 1959 yılında yayımladığı çalışmalarda, tüm vücut ışınlamasını takiben tek yumurta ikizinden alınan iliğin infüzyonuyla löseminin tamamen gerileyebildiğini gösterdi. Ardından Thomas, donör ile alıcı arasında mümkün olan en yüksek doku uyumunu sağlamak için yeni eşleştirme yöntemleri geliştirmeye yöneldi. Aynı zamanda, nakil sonrası ortaya çıkan ve donör hücrelerinin alıcı dokularını hedef alması ile gelişen graft-versus-host hastalığını (GVHD) azaltmaya yönelik teknikler üzerinde çalıştı. Bu ilerlemeler sayesinde 1970 yılında 9 lösemi hastasına nakil yapıldı. Bunlardan 7’si enfeksiyon, GVHD veya lösemi nüksü nedeniyle kısa sürede hayatını kaybetti. Ancak kalan 2 hasta uzun süreli sağkalım elde etti ve lösemiden tamamen kurtuldu: biri tek yumurta ikizi (syngeneic) donörlü, diğeri ise HLA-eşleşmiş kardeş (matched sibling) donörlü nakil ile. Bu iki vaka, kemik iliği nakliyle lösemiden kür sağlanan ilk hastalar olarak tıp tarihine geçti. 9

  

 

Thomas’ın bu alandaki öncü çalışmaları, organ ve doku naklinin kaderini değiştirdi. Bu nedenle, kendisi ve böbrek nakli alanındaki çalışmalarıyla bilinen Joseph E. Murray, biri organ naklinde, diğeri hücre naklinde öncülüğüyle 1990 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü birlikte aldı. 3,4

 

Bu tarihsel dönüm noktalarının temelinde, titizlikle takip edilen klinik vakalar yer alıyordu. Dr. Thomas’ın literatüre kazandırdığı ilk örneklerden biri, 2 yaş 11 aylık tek yumurta ikizi bir kız çocuğuydu. Normal gelişim gösteren çocukta, 11 Haziran 1958’de önce anjiyonörotik ödem adı verilen ve bağışıklık sisteminin ani bir tepkisi sonucu dokularda oluşan şiddetli şişlik tablosu görüldü. Ancak bu durumun aslında yaklaşmakta olan daha ağır bir sürecin habercisi olduğu, 25 Temmuz’daki akut lösemi teşhisiyle anlaşıldı. 4 Ağustos, 27 Ağustos ve 14 Eylül tarihlerinde uygulanan tam kandan kemoterapi denemelerinden sonuç alınamayınca hasta, 4 Ekim 1958’de New York’taki Mary Imogene Bassett Hastanesi’ne, Dr. Thomas’a yönlendirildi. 10 Ekim’de başlayan ve ayakta sürdürülen tedavi süresince lösemi bulguları geriledi ve çocuk 17 Mart 1959’da taburcu edildi. Ne yazık ki bu umut verici gidişat, hastanın 21 Mart’ta evinde geçirdiği talihsiz bir düşme sonucu ağır yaralanması ve 26 Mart’ta yaşamını yitirmesiyle yarım kaldı. Ölüm sonrası otopsi yapılamadığı için naklin uzun vadeli etkileri bilimsel olarak kanıtlanamasa da, bu altı aylık klinik gözlem yöntemin potansiyeline dair ilk somut verileri sağladı. 6

 

İlk vakadaki bu trajik kesintiye rağmen, hemen ardından gelen ikinci bir vaka yöntemin başarısını çok daha net bir biçimde ortaya koydu. Kasım 1957’de ilk şikayetlerini yaşayan ve Nisan 1958’de akut lösemi tanısı alan dört yaş dokuz aylık bir diğer tek yumurta ikizi kız çocuğu, mevcut tedavilere yanıt vermeyince 10 Aralık 1958’de aynı hastaneye sevk edildi. Dr. Thomas bu kez tüm vücut ışınlaması ve kemik iliği naklinden oluşan daha radikal bir yol izledi. 15 ve 16 Aralık’ta uygulanan supraletal dozda ışınlamanın ardından, 17 Aralık’ta sağlıklı ikiz genel anestezi altında ameliyata alınarak 20 ayrı noktadan ilik aspirasyonu yapıldı ve elde edilen kemik iliği aynı gün damar yoluyla hastaya nakledildi. On üçüncü günde ilik fonksiyonlarının geri dönmesiyle hastanın klinik durumu belirgin biçimde düzeldi. Işınlamadan otuz gün sonra yapılan kemik iliği aspirasyonu normal sonuç verdi; hasta stabil seyrederek 22 Ocak 1959’da taburcu edildi. Işınlamadan 12 hafta sonra kemik ağrısıyla nükseden hastalık nedeniyle tedaviye yeniden başlandı. Thomas, makalesini 5 Mayıs 1959’da sunduğunda hasta hala yaşıyordu ve ışınlamadan 18 hafta sonra lösemi kısmi düzelme aşamasındaydı. Sonuçta hastalık tekrar etmiş olsa da bu vaka; kemik iliği naklinin insanlarda uygulanabilirliğini ve uygun koşullarda bağışıklık bariyerinin aşılabileceğini kanıtlayan kritik bir tıbbi dönüm noktası oldu. 68, 102

 

 

Tarihin Yaşayan Tanığı: Nancy Lowry

 

Dr. Thomas’ın 1950’lerin sonlarındaki zorlu arayışı, Ağustos 1960’ta tıp tarihinin en çarpıcı ve kalıcı başarılarından birine dönüştü. Süreç, Thomas’ın bir konferans için New York’tan Seattle’a gelişiyle başlayan beklenmedik bir karşılaşmayla şekillendi. Konferansın hemen ardından pediatri asistanı Dr. Moreno Robins, Thomas’a kliniğinde yatan altı yaşındaki Nancy Lowry’nin durumunu iletti. Nancy, kemik iliğinin kan hücresi üretimini tamamen durdurduğu ağır bir aplastik anemi ile mücadele ediyordu ve kendisine yalnızca bir haftalık ömür biçilmişti. Ancak bu umutsuz tablo, bilimsel açıdan eşsiz bir fırsat da barındırıyordu: Nancy’nin tamamen sağlıklı bir tek yumurta ikizi vardı. Barbara’nın ideal bir donör adayı olması, tıp tarihinin seyrini değiştirecek ilk adımın atılmasını sağladı.

 

12 Ağustos 1960'ta gerçekleştirilen operasyon, Dr. Thomas’ın rehberliğinde Dr. Moreno Robins tarafından gerçekleştirildi. Nancy’nin ikizi Barbara’dan genel anestezi altında, kalça ve kaval kemiklerinden 44 ayrı noktadan yapılan aspirasyonla alınan ilik, damar yoluyla Nancy’ye nakledildi. Operasyon yaklaşık bir saat sürdü.

 

Nancy bu nakille yalnızca hayata tutunmakla kalmadı; kısa sürede normal yaşamına döndü. Bugün 71 yaşında ve hala hayatta olan Nancy, tıp dünyasında iki ayrı unvanın sahibidir: "Kemik iliği nakliyle dünyada tamamen iyileşen ilk insan" ve "dünyanın yaşayan en uzun süreli kemik iliği nakli sağkalımı." Bu başarının arka planına bakıldığında, hikaye daha da çarpıcı bir hal alır; zira o yıllarda doku uyumunu belirleyen genetik işaretleyiciler henüz keşfedilmemişti. Başka bir deyişle, doktorlar bugün standart kabul edilen eşleştirme kriterlerinden yoksun biçimde, büyük ölçüde deneme yanılma yoluyla ilerliyordu. Nancy'nin iyileşmesi, bu belirsizlik ortamında elde edilmiş olması nedeniyle tıbbi açıdan olağanüstü bir değer taşır.

 

Yıllar sonra, 2025’te Nancy BMT InfoNet (Blood & Marrow Transplant Information Network / Kan ve Kemik İliği Nakli Bilgi Ağı) için verdiği bir röportajda, bu başarının “sadece bir tedavi yöntemi değil, aynı zamanda kalıcı bir umut” olduğunu büyük bir mütevazılıkla dile getirdi. Gerçekten de Nancy, 1958-1962 yılları arasında yapılan 154 kemik iliği nakli denemesinden sağ çıkan tek kişiydi. Yabancı donörlerden (allograft) yapılan diğer denemelerin başarısız olması üzerine Dr. Thomas, insan deneylerine geçici bir süre ara verme kararı aldı. Nancy’nin hikayesi, bu zorunlu duraklamadan hemen önce elde edilen en büyük dayanak noktası oldu ve Thomas’ın pes etmemesini sağladı.

 

Bu aradan sonra nakil tekniklerini adım adım geliştiren Thomas, 1974’e gelindiğinde ekibiyle birlikte 100’den fazla hastaya kemik iliği nakli uygulamıştı. Bu birikimin sonucunda 1977 yılında yayımladığı Marrow transplantation for aplastic anemia and acute leukemia (Aplastik anemi ve akut lösemide kemik iliği nakli) makalesinde, aplastik anemi nedeniyle nakil yapılan hastaların yarısından biraz fazlasında ve son evre lösemi hastalarının yaklaşık %15’inde uzun süreli iyileşme sağlandığı bildiriliyordu.

 

Gelecek Konu: Akciğer Naklinin Tarihçesi -2.33- Hyatt, İlk Doku ve Kemik Bankasının Kuruluşu 

 

  

KAYNAKÇA:

 

    1. PAHSSc - Türkiye'de Akciğer Naklinin TarihçesiPAHSSc - Türkiye'de Akciğer Naklinin Tarihçesi
    2. A History of Organ Transplantation: Ancient Legends to Modern Practice - David Hamilton - 2012
    3. E. Donnall Thomas | Nobel Prize, Bone Marrow Transplant & Immunotherapy | Britannica
    4. Edward Donnall Thomas - The Lancet - 2012
    5. Supralethal Whole Body Irradiation And Isologous Marrow Transplantation in Man - 1959
    6. JCI- Supralethal Whole Body Irradiation And Isologous Marrow Transplantation In Man - 1959
    7. Intravenous Infusion of Bone Marrow in Patients Receiving Radiation and Chemotherapy - E. Donnall Thomas - 1957
    8. Longest Living Transplant Survivor: Nancy' and Barb Lowry.s Story (video) | BMT Infonet - 2025
    9. Profile of a Pioneer: E. Donnall Thomas - Transplantation and Cellular Therapy, Official Publication of the American Society for Transplantation and Cellular Therapy - 2024
    10. Marrow transplantation for aplastic anemia and acute leukemia- E. Donnall Thomas - 1977

 


Yazan: Kamil Hamidullah / KASIM 2023
Önceki güncelleme: 
Son güncelleme: Kamil Hamidullah / NİSAN 2026


 

Önceki Konu: Akciğer Naklinin Tarihçesi -3.5- Organ Nakli Bilimi Kurumsallaşıyor 

 

 

 

#AkciğerNakli #PAHSSc #LungTransplant #OrganBağışı #OrganNakli #OrganDonation #Lösemi #iliknakli

 

Eskişehir Web Tasarım